Damaseverlere Merhaba
  Evrim7
 

 


Nesli tükenmiş ibex klonlandı

    Nesli tükenmiş keçi klonlandı
    • 04 Ağustos 2009 Salı, 01:59
      İspanya'da bilim insanları, yok olmakta olan Pirene dağ keçisini klonlayarak bir ilki gerçekleştirdi.
       
      Nesli tükenmiş keçi klonlandı
       
       










    • Bilim insanları, en son 2000 yılında görülen nesli tükenmiş
    • Pirene dağ keçisinin dondurulan dokusuyla klonlama yapmayı başardı.

      Araştırmacı Dr. Jose Folch, “keçidoğduktan sonra öldü ancak

    • bu yine de bilim adına büyük bir ilerleme" dedi.



     
     
     

    Vatikan, Charles Darwin'in evrim teorisi de dahil olmak üzere, evren ve insanın kökenlerinin tartışıldığı bilimsel bir toplantıya ev sahipliği yapıyor.

     

    Papalık Bilimler Akademisi tarafından düzenlenen ve salı gününe dek sürecek olan toplantıya katılan bilim adamları, bugün Papa 16'ncı Benediktus tarafından kabul edildi.

    Roma Katolik Kilisesi'nin lideri Papa 16'ncı Benediktus, bilim adamlarına hitaben yaptığı konuşmada, evren ve insanın kökenine ilişkin çeşitli bilimsel teorilerin yaradılış teorisiyle çelişmediğini savunarak, "Evren ve evrim, Tanrı'nın yazdığı bir kitaptır. Son dönemin felsefi anlayışlarında, evrenin kökeninin maddi alemden bir ya da birkaç unsura dayandığına ilişkin görüşler savunuluyor. Evren, yaradılış değil, mutasyon ve evrim biçiminde algılanıyor. Ancak mutasyona ve evrime uğramak için de evrenin, daha önce var olması, bir başka deyişle yaradılmış olması gerekiyor" dedi.

    Evrenin kökenine ilişkin daimi kaos biçimindeki teorinin de daha önce bir düzenin mevcudiyeti düşüncesini ve yaradılış inancını ihtimal dışı bırakmadığı görüşünü dile getiren 16'ncı Benediktus "Kökeni kaosa dayanmaktan muhal olan evren, düzenli ve tertipli bir kitabı çağrıştırıyor" diye konuştu.

    Papa 16'ncı Benediktus, deneysel bilimin ve felsefesinin ileri sürdüğü teorilerin, evrende zaten mevcut olan düzeni keşfe yönelik çabalar biçiminde algılanması gerektiğini de kaydetti.

    Hawking de toplantıya katılanlar arasında


    Cambridge Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Stephen Hawking de Papalık Bilimler Akademisi'ndeki toplantıya katılan ünlü isimler arasında yer alıyor.

    1988'de yayımladığı "Big Bang'tan Kara Deliklere" adlı yapıtı tüm dünyada 25 milyon satmış olan Hawking, evrenin bir başlangıcı bulunmadığını, dolayısıyla yaradılışın da söz konusu olmadığını savunuyor.

    Evrenin Big Bang öncesinde ne durumda olduğuna ilişkin çalışmalarıyla da tanınan ünlü astrofizikçi Hawking, Vatikan'daki toplantı öncesinde esprili bir üslupla yaptığı değerlendirmede, "Papa'nın iyi ki benim son çalışmalarımdan pek haberi yok. Aksi takdirde sonum Galileo gibi olurdu" diye konuştu.

     

    ÖLMÜŞ HAYVANLARI KLONLAYIP YEDİRİYORLAR!..

    İnanılmaz ama gerçek!..

    17 Ağustos 2010 Salı 12:35

    ABD'de gıda olarak tüketilecek sığırlar, ölü sığırlardan klonlanıyor.


    Et kalitesini ölçmek üzere uzmanlar kesilmiş ineklerden örnekler ve klonlama için kullanılmak üzere en iyilerinden hücreler aldı.


    Geçenlerde İngiltere'de klonlanmış ineklerin yavrularının ve bunlardan elde edilen sütün satıldığı, çiftliklerde klonlanmış onlarca hayvanın yaşadığı ortaya çıkmıştı.


    ABD'de uygulanan ve 'diriltme' adı verilen teknik, önde gelen hayvan klonlama şirketi J.R. Simplot tarafından gerçekleştiriliyor. Idaho merkezli şirketten Bradey Hicks, "İstediğimiz belli karakteristiklere sahip hayvan ölülerinin belirliyoruz, ama o hayvan için artık çok geç olmuş oluyor. Ama klonlama ile onu diriltebiliyoruz" diyor.


    ABD'de klonlanmış hayvan eti besin zincirine küçük ölçekte girdi. 100 milyon çiftlikte aşağı yukarı 1000 klon var. ABD Gıda ve İlaç yönetiminin, klonlanmış hayvanların etinin ve sütünün tüketilmesinin güvenli olduğunu söylese de, süpermarketler ve klonlanmış ürünlere gizli bir yasak uyguluyor.


    ABD'nin önde gelen hayvan klonlama şirketi ViaGen'nin başkanı Mark Walton, tarımda klonlamanın eninde sonunda tüm dünyada yaygın hale geleceğini savunuyor. Klonlanmış hayvanın etinden ya da klonlanmış hayvanın yavrularından elde edilen ürünlerin zararlı olduğuna dair bir kanıt yok, ancak Avrupa Gıda Güvenliği kurumu bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söylüyor.


    Uzmanlar laboratuvarda üretilen yapay etin de 10 yıl içinde raflardaki yerini alacağını düşünüyor.

     

     

     

     

    Testis dışında sperm üretildi!

     

     

     

     

     

    Bilim adamları ilk defa testis dışında sperm üretmeyi başardı. Eğer bu teknik insanlarda da uygulanabilirse erkeklerde kısırlığa yepyeni ve etkili bir çözüm getirilmiş olacak.

     

    18:08 | 29 Mart 2011

    Japonya Yokohama Üniversitesi’nden Takuya Sato ve ekibi henüz sperm üretmeye başlamamış yeni doğan farelerin testislerinden tohum hücreleri çıkarttı. Bu hücreleri fetal bovin sıvısı ve testesteron gibi hormonlar ve agaroz jeli benzeri besleyici kimyasallar içerisine yerleştirdiler. Bilim adamları fareleri öncesinde bir işlemden geçirdi ve bu sayede sadece tamamen gelişmiş bir spermdeki protein florasan yeşiline dönecekti. Yaklaşık bir ay sonrasında ekibin hazırladığı örneklerin yarısında yeşil parlayan proteinler tespit edildi.
    Ardından Sato ve ekibi dişi farelerden topladıkları yumurtalarla spermleri birleştirdi ve embriyo yaratmayı başardı. Bu embriyolar dişi farelerin vücutlarına yerleştirildiğinde
    sağlıklı yavrular dünya getirebildiler. Doğan yavrular da çiftleşme ve yavrulama gibi özelliklere sahipti.

    Ekip aynı zamanda testis dokusunun hiç zarar görmeden dondurulup çözülebildiğini de kaydetti.

    Chicago Northwestern Üniversitesi’nden hücre biyologu Erwin Goldberg, “ İnsan bunun için yıllardır uğraşıyordu ancak pek çok kez doğru sonuçlara ulaşamamışlardı. Bu ekibin başarılı olmasında anahtar rol oynayan kesinlikle sabırdı. Laboratuar ortamında testis hücrelerinin canlı kalmasını sağlayacak ortamı yaratana kadar kimyasalları karıştırmaya devam ettiler ve asla vazgeçmediler,” dedi.


    Önceki araştırmalarda buna benzer sonuçlar elde edilebilmiş ancak tam başarı sağlanamamıştı. 2006 yılında İngiltere Newcastle Üniversitesi’nden Karim Nayernia fare embriyolarındaki
    kök hücreleri sperm hücrelerine dönüştürmeyi başarmış ancak doğan yavrular hemen ölmüştü.

    Eğer araştırmacılar kısır bir erkeğin tohum hücrelerini sperm hücrelerine dönüştürmeyi başarabilirse kısırlığa da çözüm bulunacakmış gibi görünüyor. Ayrıca sorunun köküne inip gerekli tedavilerle kişinin üretkenliği de sağlanabilecek.

 

 

     

 

 

     
     
     


    Yapay canlı devrimi!
     
    Bilim adamları, 40 milyon dolar harcanan 15 yıllık bir araştırmanın ardından laboratuvarda canlı hücre yaratmayı başardı. Ancak bilim dünyası ise endişeli... Yapay canlıyı üreten uzmanlar, Tanrı’nın rolüne soyunmakla suçlanıyor Uzmanlara göre ‘Synthia’ adı verilen sentetik bakteri, çok güçlü bir biyolojik silah üretiminin yolunu açabilir ya da çalışmalardaki en küçük bir hata bile milyonları yeryüzünden silecek korkunç bir salgına neden olabilir...
    22 Mayıs 2010

    Yapay canlı devrimi!
    DIŞ HABERLER SERVİSİ
    ABD’li bilim insanları, dünyada ilk kez insan yapımı DNA kullanarak laboratuvar ortamında canlı bir hücre yaratmayı başardı. Doğada var olmayan, özelleştirilmiş organizmaların geliştirilmesinin önünü açan ve biyolojik mühendislikte devrim yaratan bu sentetik bakteriye “Synthia” adı verildi. 

    Görülmemiş yeni bir yaşam
    Milyarder biyolog ve girişimci Craig Venter ve ekibi, araştırmaları kapsamında, içeriğinde 850 gen bulunan bir DNA kodunu sentezleyerek alıcı bakterinin içine enjekte etti. Bunun sonucunda biri doğal, biri yapay DNA taşıyan iki hücre oluştu. Deney esnasında kullanılan antibiyotikler, doğal DNA taşıyan bakteriyi yok etti ve geriye sadece yapay DNA taşıyan bakteri kaldı. Birkaç saat içinde, alıcı bakteriye dair tüm izler silindi ve yapay DNA’lı hücreler çoğaldı. Böylece ortaya, daha önce hiç görülmemiş yeni bir yaşam çıktı.
    Dr. Venter, 15 yıl süren ve yaklaşık 40 milyon dolar harcanan çalışması için, “Artık sadece hayal gücümüz tarafından sınırlanabileceğimiz yeni bir çağa giriyoruz” diye konuştu. Ancak bu gelişme, bilim çevrelerince genel olarak sert tepkilerle karşılandı. 

    Pandora’nın kutusu
    Massachusetts
    Teknoloji Enstitüsü’nden sosyal bilim adamı Kenneth Oye, uzun vadede faydaları ve riskleri bilinmeyen bu adımı, karanlıkta ateş etmeye benzetti. Sentetik biyoloji üzerine yapılan çalışmaları takip eden teknoloji izleme örgütü ETC de, bu durumu “Pandora’nın kutusu” olarak nitelendirerek, deneyi “korkutucu” bulduklarını açıkladı.
    İnsan Genetiği Uyarısı örgütünden Dr. David King de Dr. Venter’ı “Tanrı rolüne soyunmakla” suçladı. Dr. King, “Esas tehlike, bilim insanlarının doğayı kontrol etmeye çalışan dizginlenemez hırsları, pek çok insanın deyişiyle Tanrı’yı oynamaya kalkışmaları” diye konuştu.


    Peki nasıl kullanılacak?
    Söz konusu dev bilimsel adım aracılığıyla, ileride aşı ve ilaç yapımı için özel mikroplar üretilebileceği, karbondioksidi hidrokarbon biyoyakıtlara dönüştürebilecek algler yapılabileceği düşünülüyor. Ayrıca, bu yeni teknolojiyle birlikte karbondioksidi ve zehirli atıkları temizleyebilecek çevre dostu böcekler de geliştirilebilmesi bekleniyor.

    Bilim - korku
    Bilim dünyasını ve etik çevreleri ayağa kaldıran gelişme, başrolde
    Will Smith’in oynadığı ve laboratuvar yapımı ölümcül bir virüsten etkilenmeden hayatta kalan son insanı canlandırdığı “Ben Efsaneyim” (I Am Legend) filmini anımsattı. Yapay yaşama dair ortaya atılan endişe verici teorilerin bazıları şunlar:
    - Herkesi öldürebilecek güçte bir
    biyolojik silah üretiminin yolunu açabilir.
    - En küçük hata, milyonları yeryüzünden silecek korkunç bir salgına neden olabilir.
     -Doğanın dengesi geri döndürülemez bir şekilde bozulabilir.
    -Laboratuvar üretimi canlılar, gelecekte doğanın kurallarına ‘uymayabilir’.
     
     
     

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=