Damaseverlere Merhaba
  Din1
 

YALAN. YALAN. YALAN.

Önce bu meşhur mucize yalanını orijinal haliyle okuyalım:
  • Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
    Denizlerin araştırmacılar tarafından çok yakın bir geçmişte tespit edilen bir özelliği Kuran’ın Rahman Suresi’nde şöyle bildirilir:

(Rahman Suresi, 19-20) . Ayet
irbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler.
Furkan/53. Ayet

 
Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O’dur.
 
Birbirine açılan fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin ayette bildirilen bu özelliği okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. “Yüzey gerilimi” adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller. Elbette ki insanların fizikten, yüzey geriliminden, okyanus biliminden haberdar olmadıkları bir devirde bu gerçeğin Kuran’da bildirilmiş olması son derece dikkat çekici bir durumdur.
YALAN. YALAN. YALAN. YALAN. YALAN.
Yüzey gerilimi Atmosfer basıncı ve yer çekimi ile oluşan bir gerilim olup denizlerin karışmasıyla hiçbir alakası yoktur. Tüm sıvılarda olan bu yüzey gerilimi sıvılara toplu durma eğilimi kazandırır. Bir su damlasının boncuk gibi durmasının, birbirine çok yakın iki su damlacığının hemen birleşmesinin, deniz yüzeyinin bir jelatin gibi durmasının, ince kaplarda suyun bombeli durmasının (kapilarite) nedeni budur
 Eğer denizlerin birbirine karışmadığını iddia ediyorsanız denizler arası akıntıları da inkar ediyorsunuz demektir. Ama denizler arası akıntılar bilinen bir gerçektir. Denizler arasındaki akıntıların (yani karışmalarının) başlıca nedenleri aşağıdadır.
1.Gelgitler,
2.Denizler arasındaki yükseklik farkı (yağışlar, buharlaşma ve akarsular nedeniyle),
3.Denizler arasındaki sıcaklık farkı,
4.Denizler arasındaki tuzluluk farkı,
5.Rüzgar,
 
 
TÜBİTAK’ın bu soru üzerine resmi internet sitesinde verdiği kısa ve net cevap: ”Karışmama diye bir olayın varlığı kesinlikle doğru değildir.” olmuştur.
 
 
Çanakkale Boğazı
 
 
Çanakkale Boğazı'nın kuzey ağzıyla Ege kıyısındaki ağzı arasında 20 cm. lik bir düzey farkı vardır. Burada üst ve alt akıntı olarak birbirlerine ters iki akıntı sistemi vardır. Marmara'dan gelen sular üstten Ege'ye, Ege suları ise alttan Marmara'ya akar. Alttan gelen tuzlu Ege suları saniyede yaklaşık 50 cm hızla ilerler, hızı üst akıntıdan birkaç kez daha fazladır. Boğazı geçen üst akıntı kenarlarda kıyı şeklinin neden olduğu bazı ters akıntıları oluşturur. Bu ters akıntılar Anadolu kıyılarının güney ve orta kesimlerinde daha belirgindir. Marmaranın yüzeyi 20cm ege denizinden yüksektir ve Marmaradan egeye devasa bir nehir akar
İstanbul boğazı
AKINTILAR Karadenizin devasa nehirlerle beslenmesi ve Marmaradan 40c yüksekliği nedeniyledir

stanbul Boğazı, Tuna, Dinyeper ve Don gibi üç büyük akarsu ve sayısız küçük suyla beslenen Karadeniz'in sularının tek çıkış yoludurve Karadeniz'den Marmara Denizi'ne boğaz aracılığıyla akan su miktarı yıllık 660 milyar metreküptür.
İstanbul Boğazı, Karadeniz'den alçak, Marmara Denizi'nden yüksek bir konumda yer alır. Düzey farklılığı Boğaz'ın başlangıç noktası ile bitiş noktası arasında toplamda 40 cm'yi bulur.[ Bu nedenle Karadeniz'den Marmara Denizi'ne sürekli bir yüzey akıntısı vardır. Yüzey akıntıları, Boğaz'ın orta kesimlerinde en şiddetli duruma gelirler. Akıntı kuvveti özellikle Kandilli açıklarından başlayarak güneye doğru saatte 5 kilometreyi bulan bir hızla güçlü bir biçimde devam eder. Yüzey akıntıları en kuvvetli hâllerini Karadeniz üzerinden gelen kuzey rüzgârlarının estiği dönemlerde alır. Olağan koşullarda 3-4 knot olan akıntı hızı, rüzgârlar ile beslendiğinde 7 knota kadar çıkar ve akış hızıhemen hemen bir nehir hızına ulaşır.
Kaeadanizi besleyen nehirler
sadece türkiyeden
  • Kızılırmak - Başlıca kolları; Delice Irmağı - Devrez - Gökırmak
  • Yeşilırmak - En büyük kolu; Kelkit Çayı
  • Sakarya - Başlıca Kolları; Porsuk Çayı - Ankara Çayı
  • Çoruh - Çok sayıda kolu vardır.
  • Filyos Çayı
  • Bartın Çayı
  • Harşit Çayı
Tablo 2. KARA DENİZİN  büyük nehirleri
 
Adı
Hedef Bölge, km 2
Uzunluğu, km
Toplam Runoff, km 3 / yıl
Sediment Tahliye, 10 6 ton / yıl
Tuna
817 000
2860
208
51,7
Dinyeper
505 810
2285
51,2
2,12
Dinyester
71 990
1328
10,2
2,50
Güney Bug
68 000
857
3,0
0,53
Chorokh
22 000
500
8,69
15,13
Rioni
13 300
228
12,8
7,08
Inguri
4060
221
4,63
2,78
Kodori
2030
84
4,08
1,01
Bzyb
1410
-
3,07
0,60
Yesilrmak
-
416
4,93
18,0
Kizilrmak
-
1151
5,02
16,0
Sakarya
-
790
6,38
 
 
 
CEBELİ TARIK BOĞAZI
 
Boğaz’da; yüzeyde doğudan batıya giden kuvvetli bir akıntı vardır. Derinlerde ise daha zayıf bir akıntı Akdeniz’den Atlantik Okyanusu'na akar. Cebelitârık Boğazı'nın her iki yanı da sarp kayalıklarla çevrilidir.
Bitki örtüsü bakımından Boğaz’ın iki yakasında beraberlik görülür. Boğaz’dan yılda 7000-7500 gemi geçer. Her iki kıyısı da İngilizlerin elindedir. Boğaz’ın Afrika kıyısında bulunan Tanca ise milletlerarası bir statüye bağlanmıştır. Bu statü muayyen bir devletin buraya yerleşmesine mâni olmaktadır.
 
TÜBİTAK’ın bu soru üzerine resmi internet sitesinde verdiği kısa ve net cevap: ”Karışmama diye bir olayın varlığı kesinlikle doğru değildir.” olmuştur.
 
Bugün Cebelitarık Boğazın’nın sadece su yüzeyinden Atlas Okyanusu’ndan Akdeniz’e saniyede 1 milyon metre küpten fazla akış olduğu bilinmektedir.
 
Dünyaca ünlü Ana Britannica Ansiklopedisi’ nin “Cebelitarık Boğazı” maddesini işleyen kısmına bakalım (cilt 3, sayfa 426):
  •  
 
“…Boğazda önemli bir su değişimi gerçekleşir. Doğu rüzgarlarınca engellenmez ise boğazın merkezinden doğuya doğru iki kol halinde bir yüzey akıntısı akar. Bu yüzey akıntısı su yüzeyinden yaklaşık 100 m. aşağıda batıya doğru akan daha yoğun, soğuk ve tuzlu bir akıntının üstünde yer alır. Böylelikle boğaz Akdeniz’ in giderek küçülen bir tuz gölüne dönüşmesini önler.”


Göğüsleri dik kadınları kırbaçlıyorlar

Somali'ye şeriat getirmek isteyen İslamcı militanlar, sokakta gögüsleri dik duran kadınları sutyen giydikleri gerekçesiyle kırbaçlıyorlar
 
Göğüsleri dik kadınları kırbaçlıyorlar Somali'de aşırı dinci Eşşebab örgütü, "İslam'a aykırı olduğu" gerekçesiyle sutyen giyen kadınları halkın gözü önünde kırbaçlıyor.

Vatandaşların verdiği bilgiye göre, ülkeye şeriat getirmek isteyen örgütün silahlı ve maskeli adamları, göğüslerinin dik olduğunu gördükleri kadınları durdurarak sokak ortasında kırbaçladıktan sonra, kadınlardan sutyenlerini çıkarmalarını istiyor.

Halime adındaki bir kadın, "Eşşebab bizi, kendi istediği türde örtünmeye zorluyordu, şimdi de göğüslerimizi serbest bırakmamızı istiyor. Önce eskiden giydiğimiz örtüyü yasakladılar ve kadınların göğüslerine sıkı sıkıya oturan sert bir kumaşı kullanıma soktular. Şimdi de göğüslerin doğal kalması gerektiğini söylüyorlar" diye anlattı.

Mogadişu'nun kuzeyindeki Abdullahi Hüseyin adlı bir öğrenci de, erkek kardeşinin, kız kardeşinden sutyenini çıkarmasını isteyen bir kişiyle kavga ettiği için hapse atıldığını anlattı.

Eşşebab, sakalsız erkekleri de sokak ortasında kırbaçlıyor. Hüseyin, kendisinin de sokak ortasında dövüldüğünü ve saçının tıraş edildiğini belirterek, "Pantolonum dizime kadar kesildi. Sakalımı kesmekle itham ettiler, ama ben sadece 18 yaşındayım. Onlarca kadın ve erkek tutuklandı. Evden adımınızı atar atmaz maskeli kişilerce kendinizi kırbaçlanırken buluyorsunuz" dedi.

Arapçada "gençler" anlamına Eşşebab, Somalinin güney ve orta kesiminin büyük bölümünün kontrolünü elinde tutuyor. Örgütün sert şeriat yorumu, geleneksel olarak ılımlı Müslümanlar olan halkı şoke etti.

Örgüt sinema, dans, düğün ve futbolu da yasaklamıştı.Yedi Kat Gök ve Atmosferin Katmanları

Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com Sitesinden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür.



=>
Yedi Kat Gök ve Atmosferin Katmanları







1. Mucize İddiası
2. Ayet Yorumundaki Keyfilik ve Çarpıklık
3. Atmosferin Katmanları
4. Kuran Öncesi Atmosfer Modelleri
5. ”Yedi Gök” Efsanesinin Kaynakları
6. Sonuç



1. Mucize İddiası
Halk arasında yaygın olarak bilinen bu mucize yalanını önce orijinal haliyle okuyalım:
  • Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
    Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri gökyüzünün ‘yedi kat’ olarak düzenlendiğidir..

    “Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, herşeyi bilendir.” (Bakara Suresi, 29)

    “Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi…” (Fussilet Suresi, 11)

    “Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti…” (Fussilet Suresi,12)

    Kuran’da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi Dünya’nın göğü de bununla ifade edilir. Sözcüğün bu anlamı düşünüldüğünde Dünya göğünün -bir başka deyişle- atmosferin 7 katmandan oluştuğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
    (…)
    1- Troposfer
    2- Stratosfer
    3- Mezosfer
    4- Termosfer
    5- Ekzosfer
    6- İyonosfer
    7- Manyetosfer
    (…)
    Aşağıdaki ayetler ise bize atmosferin 7 katmanının görünümü ile ilgili bilgi vermektedir.

    “Görmüyor musunuz; Allah yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?” (Nuh Suresi, 15)

    “O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır…” (Mülk Suresi, 3)

    Bu ayetlerde Türkçe’ye “uyum” şeklinde çevrilen Arapça “tibakan” sözcüğü aynı zamanda “tabaka, bir şeyin uygun olan kapağı ve örtüsü” anlamlarına da gelir ki üst katın alt kata uygunluğunu vurgular. Kelimenin çoğul kullanımında ise “tabaka tabaka” anlamı mevcuttur. Ayette tarif edilen tabaka tabaka halindeki gök kuşkusuz atmosferi en mükemmel şekilde ifade eden açıklamalardır.

    20. Yüzyıl teknolojisi olmadan tespit edilmesi hiçbir şekilde mümkün olmayan bu bilgilerin 1400 yıl önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim’de açıkça bildirilmesi de elbette çok büyük bir mucizedir.


2. Ayet Yorumundaki Keyfilik ve Çarpıklık

”Yedi Gök” (seb’a semâvât) tabiri yukardaki mucize yalanı metninde verilen
Bakara/29, Fussilet/12, Nuh/15, Mülk 3 ayetlerinin yanısıra Talak/12, İsra/44, Müminun/86 ve farklı biçimleriyle Nebe/12, Müminun/17 ayetlerinde de yer almaktadır.

Önce ”yedi gök” tabirinin yorumunu bir de Elmalılı’dan okuyalım:
  • “Bu “yedi sema”nın tefsir ve yorumunda başlıca iki düşünce vardır:

    Birisi yerden Venüs’e kadar bir; Venüs’ten Merkür’e kadar iki; Merkür’den Güneş’e üç; Güneş’ten Merih’e yahut yine yerden Merih’e dört; Merih’ten Jüpiter’e beş; Jüpiter’den Satürn’e altı; Satürn’den daha ilerisine kadar yedidir ki sonradan keşfedilmiş olan Üranüs ve Neptün gezegenleri ve daha keşfedilmesi mümkün olanlar hep bu yedinci hudud içinde demektir. Çünkü bu takdirde bu “yedi sema” özellikle yerin yaratılması üzerine tesviyeye dahil olanlardır. Bugün bu tesviyenin daha ileri gittiği ispat edilemez. Bu düşünce çoğunlukla astronomi ilmi görüşünü takip edenlerindir (…).

    Yedi semâ’daki diğer düşünceye gelince: Dünyanın üstünde bütün yıldızların süslediği maddî âlemin hepsi bir semadır. Yedi semanın birincisidir. (…) Ve İslâm’da tefsir âlimlerinin en büyüklerinin kanââtleri budur. Sonra mi’rac hadiselerinde de semaların böyle ruhanî mânâlarına işaret vardır. Cenab-ı Hak her an bunların çeşitli durumlarını tesviye etmektedir. Ve bu tesviye maddî şeylere bağlı değildir ve hiç şüphesiz yeri yaratması üzerine de bunlara bir özel tesviye vermiş ve arz üzerinde yaratacağı insanların yaratılması ve sonra onların faydalanmaları için meleklerine emirler vermiş, tesirler yaptırmış, alemin fezasında cereyan eden yeni bir sünnet açmıştır.” (…)

    Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili, Bakara/29


Görüldüğü gibi Elmalılı ”yedi gök” ifadesinin iki farklı yorumundan bahsetmektedir ve burada mucize yalancılarının ayetleri ilişkilendirmeye çalıştıkları ”Dünya’nın göğü/atmosfer” geçmemektedir! Birinci görüş, göklerin her birinin Güneş Sistemi’ndeki gezegenler arasındaki mesafe olduğu; -Elmalılı’ya göre daha muteber olan- ikinci görüş ise bu göklerden birincisinin -zaten- tüm evreni/kâinatı oluşturduğu, diğer altısının da ”manevi alem”e ait bulunduğu yorumunu savunlamaktadır.


Fakat biz yine de mucize yalancılarının yorumuna göre 7 gökten atmosferin kastedilmiş olması ihtimali üzerine duralım.

İlk dikkat çeken husus mucize iddiacılarının ayet yorumunda sergiledikleri pervasızlıktır. Kuran’da geçen ”gök” sözcüğünü işlerine geldiği zaman evren/kainat, işlerine geldiği zaman Dünya’nın göğü/atmosfer anlamında yorumluyor oldukları yukarıya alıntılanan metinde açıkça görülüyor. Üstelik bunu yaparken ne zaman ”evren”, ne zaman ”atmosfer” anlamı kastedilmiş olduğuna dair herhangi bir objektif-hermenötik kriter sunmaya da gerek duymuyorlar. Adeta ”Hangisi işimize gelirse onu kullanırız” demekteler…

Hadi bunu da kabul edelim! Yani diyelim ki, tefsir alimlerinin yazdıkları yanlış ve Kuran’da ”gök”ten bahseden ayetlerin -aynen mucize yalancılarının iddia ettikleri gibi- bazılarında ”evren/kainat” ve bazılarında da ”Dünya’nın göğü/atmosfer” kastedilmekte.


Bu durumda şunu da unutmamalıyız ki hangi anlam yüklenirse yüklensin ”7 gök” denince her halükarda Dünya’nın göğü (yani atmosfer) kastedilmiş oluyor. O halde mucize iddiacılarının savunuları olan Mülk/3 ayeti ile devamındaki ayetlere bir göz atalım:
  • Mülk/3
    “O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak; bir bozukluk görebiliyor musun?”

Yukarda alıntıladığımız metinde görüldüğü üzere bu ayette geçen ”yedi gök” mucizeciler tarafından atmosfer olarak yorumlanmaktadır. Şimdi devamındaki ayetleri okuyalım:
  • Mülk/4
    Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.
  • Mülk/5
    Andolsun ki biz (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Mucizecilerin genel yorumunu (bazan ”evren” bazan ”atmosfer” şeklini) kabul etsek bile bu bağlamda -yorumlar açısından bakıldığında- belli ki evrenden değil atmosferden bahsedilmekte. Ayetin devamında bahsi geçen tanıma birden bire ”en yakın gök” ifadesi giydiriliyor. Dolayısıyla mucize iddiacılarına göre en yakın gök olan atmosferin ilk tabakasının kandillerle (yani yıldızlarla) dolu olması gerekir. Yıldızlar bu kadar yakın yer almadığına göre bu iddia zaten bu ayetle kendiliğinden çürümüş olmaktadır. Yıldızlar en yakın gök olan troposferde bulunamayacağına göre, gök kelimesinden kastedilenin atmosferin katmanı olamayacağı son derece açıktır.

Bu, mucize iddiacılarının her zamanki çarpıtmaları için güzel bir örnektir. Onlar öncelikle Kuran ayetlerini istedikleri gibi eğip bükmekte, daha sonra da bazı bilimsel gerçeklerle diledikleri gibi uyumlayarak ortaya tezler koymaya çalışmaktadırlar.



3. Atmosferin Katmanları

Atmosferin 7 katmanı olduğu iddiası tamamen iradi bir tasniftir. Yani mesele, dünyada kaç kıta olduğu ya da Güneş Sistemi’nde kaç gezegen bulunduğu gibi objektif kriterlere dayalı olarak tespit edilemez. Konu, hangi kıstası/kriteri esas aldığımıza göre şekillenebileceği gibi ne kadar detaylı anlatmak istediğimize göre de değişecektir. Başka bir deyişle bu sınıflandırmalar tamamen insan ürünüdür.

Atmosfer katmanlarının belirlenmesinde havanın yoğunluğu, nem oranı, gazların çeşitliliği ve oranları, güneş ışınlarının kırılması-dağılması ve havanın sıcaklığı gibi kriterler birer ayrım unsuru olarak kabul edilir; bunlara göre bir sınıflandırma-ayrım yapma yoluna gidilir. Bu sınıflandırmalar da farklı her parametrik tespite göre farklılıklar gösterecektir.


Örnegin Ana Brittanica Ansiklopedisi, “atmosfer” maddesini el aldığı bölümde onu şu bölümlere ayırır:

1. Troposfer
2. Tropopoz
3. Stratosfer
4. Stratopoz
5. Mezosfer
6. Mezopoz
7. Termosfer
8. İyonosfer
9. Homosfer
10. Heterosfer
11. Egzosfer


Gene nefes almamız için gereken katmanları ayıracak olursak atmosfer şu bölümlerden meydana gelir :
1 – Troposfer
2 – Stratosfer
3 – Mesosfer
4 – Thermosfer
5 – Exospfer
6 – Tropopause
7 – Stratopause
8 – Mesopause
9 – Exobase
10 – Ionospfer
11 – Exosfer
12 – Magnetosfer
13 – Ozon tabakası
14 – Üst Atmosfer
15 – Van Allen radyasyon kemeri


Günümüz bilm dünyasında genellikle 5 katman modeli kabul edilir. Örneğin Amerikan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi Kuruluşu) atmosferi 5 katmana ayırır.
bkz.
http://www.nasa.gov/audience/forstud…ftoff_atm.html
ve
http://www.centennialofflight.gov/es…re/DI139G1.htm


Batı üniversiteleri de genellikle 5 katmanı kabul eder. Örn: Michigan Üniversitesi Atmosfer araştırma web sitesi (The University of Michigan UCAR, University Corporation for Atmospheric Research):
http://www.windows.ucar.edu/tour/lin…re/layers.html

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü‘nün sitesinde de 5 katmanlı model yer almaktadır:

http://www.meteor.gov.tr/2006/arasti…rinyapisi.aspx


Ayrıca bkz.
=>
Berkeley Üniversitesi
=>
ABD Ulusal Hava Servisi
=>
İngilizce Wiki
=>
Türkçe Wiki
=>
Almanca Wiki


4 Ve 6 katmanlı modeller de oldukça yaygındır. Bunlar dışında da farklı kullanım amaçlarına yönelik çok sayıda sınıflama bulunur. Örneğin bir meteorolog 0.1 derecelik sıcaklık farkını ve gaz oranlarındaki %1′lik oynamayı -ve başka çok detaylı farklılıkları- birer ayırt edici unsur olarak kabul ederek atmosferi 120 katmana ayırmayı da başarabilir.

Dolayısıyla elbette ki bu kıstaslarda amaca yönelik olarak istikrarlı bir şekilde oynayınca 7 katmanlı bir atmosfer modeli de bir şekilde bilime uygun olarak oluşturulabilir. Fakat bu, ne tek mümkün olan sınıflandırmadır ne de bilim dünyasında veya meteoroloji gibi pragmatik disiplinlerde yayıngın olan sınıflandırmadır. Atmosferin mutlak anlamda 7 katmanlı olduğu sadece Müslüman çevrelerce -o da Kuran’da yazıyor diye- dile getirilmektedir.



4. Kuran Öncesi Atmosfer Modelleri

Tüm bu savunmalar Kuran’dan ve Muhammed’den çok önceki medeniyetler tarafından da araştırılmaya, irdelenmeye çalışılmıştır. Sümerlerde ve eski Mısır’da da bu konuda başarılı araştırmalar olmasına rağmen günümüz bilminin kabul ettiğine en yakın araştırmayı eski Hindistan’da yaşamış bilimci Vimana Shastra yapmıştır.
Hem de Kuran’dan yaklaşık 1100 yıl kadar önce.
bkz.
http://www.bibliotecapleyades.net/vimanas/vimanas09.htm

Vimana Shastra çeşitli unsurları dikkate alarak farklı farklı sınıflandırmalar yapmıştır. Ancak bunlar arasında en göze çarpanı Avarthascha olarak adlandırdığı 5 katmanlı olandır. Kuran’dan yaklaşık 1100 yıl önce yapılan bu katmanlama sistemi hava yoğunluğunu esas belirleyici kabul etmesi bakımından günümüz havacılığında da aynen kabul edilen (her pilotun bilmesi gereken) sistemdir ve katmanları şöyledir:

1. Rekha patha – Shaktyavarta
2. Mandal – Vatavarta
3. Kaksha – Kiranavarta
4. Shaktipatha –Shaityavarta
5. Kendramandal – Gharshanavarta



5. ”Yedi Gök” Efsanesinin Kaynakları

Kuran’da ”yedi gök” ifadesinin yer almış olmasının o dönemin efsaneleri, bilgileri ve inançları bağlamında anlaşılabilir, makûl ve tarihi sebepleri vardır.
Nitekim eski İbrani geleneğindeki efsanelere göre göğün 7 kat olduğu, altıncı katta meleklerin, yedinci katta ise Tanrı’nın bulunduğu bilinmektedir.
bkz:
GÖK KATLARI



6. Sonuç
Müslümanlar arasında çok yaygın olan bu mucize iddiasının savunulabilir hiçbir yanı yoktur.

Evvela ayetlerde geçen ”Yedi Gök” tanımını atmosfer olarak yorumlamak tefsir ilmine aykırıdır ve benzer ifadeleri kullanan diğer ayetlerle uyuşmamaktadır.

Hepsinden önemlisi atmosfer zaten 7 katmanlı değildir. Tamamen keyfi iradeyle oluşturulmuş bu sınıflama günümüzün teorik bilimlerinde, havacılık-meteoroloji gibi pragmatik disiplinlerinde, üniversitelerde, ders kitaplarında, ansiklopedilerde yer alan bir tasnif değildir.

Ayrıca Kuran ve Muhammed’den çok önceki medeniyetlerin atmosfer hakkındaki araştırmaları ve modellemeleri günümüzün bilimine Kuran’daki ifadelere nazaran çok daha uygun ve gerçekçidir.

Bu konudaki çok önemli ayrıntı da Kuran’daki ”7 Gök” ifadesi ibrani gelenekten devralınmış bir efsanenin kutsal kitapta devam ettirilmesinden ibarettir.
Alıntı ile Cevapla




10 kuran ayeti
yeterde artar
 
Nisa (4) / 34
 

 
Erkekler, kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah'ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün.
 


Cinsiyet ayrımcılığının daha açık bir tarifi herhalde olamaz. ‘Hâkimlik’, ‘Üstünlük’, ‘İtaat’ ve ‘Dayak’... Açıklama gerektirmeyecek kadar niyeti aşikâr bir ayet.

 
Maide (5) / 38
 

 
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
 


Ceza sisteminin bozukluğunu anlatan, şiddeti körükleyen bir diğer ayet. Hırsızın elini kesmek gibi korkunç ve geri döndürülemez bir cezayı öngörüyor. İnsana verilen değeri göz önüne seren, suçluyu ıslah edip topluma kazandırmak yerine onu tamamen işe yaramaz hale getirmeyi amaçlayan, tam ortaçağa yakışır bir ceza.

 
Nisa (4) / 3
 

 
Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
 

Dört kadına kadar çokeşliliği uygun gören, günümüzde hala bu ilkelliğin sürdürülmesine sebep olan ayet. Elbette çokeşlilik derken, bu hakkın sadece erkeklere verildiğini de belirtelim. Bir diğer dikkat çeken nokta da ‘veya cariyeler ile yetinin’ kısmı. Buradan anlaşılacağı üzere, nikâhlı dört kadından öte sınırsız sayıda cariye (alınıp satılabilen kadın köle) sahibi olmak ve onlarla ‘yetinmek’ de dinen meşru.

 
Talak (65) / 4
 

 
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.


Boşanmanın esaslarının anlatıldığı bu ayet hayli ilginç bir detay içeriyor. ‘Henüz adet görmeyen’ kadınlardan ‘nasıl boşanılacağı’ anlatılıyor. Doğal olarak buradan şu sonuç çıkarılıyor; daha ergenliğe girmemiş kızlarla evlenilebilir ve hatta boşanılabilir! Esasen pedofili diye tabir edilen bu durumda pek şaşılacak bir şey yok, zaten yüzyıllardır İslam'ın egemen olduğu ülkelerde yaşanan bir uygulama. Kurandaki karşılığı da bu ayette kendini göstermiş.

 
Ahzab (33) / 50
 

 
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir.
 


Muhammed'in cinsel hayatı hakkında inen bu özel ayetin Türkçeye tercümesi esnasında anlamından sapan bir detay daha görüyoruz. ‘Allah’ın sana ganimet olarak verdikleri’ denilirken burada savaş esirlerinden bahsediliyor. Ailelerini savaşta kaybeden, müslümanların eline düşen, muhtemelen müslüman bile olmayan kadınlar ‘helal’ kılınıyor. Buradaki helal kılınmaktan kastedilenin ‘tecavüz’ olduğunu anlamak için herhalde hafız olmak gerekmiyor. Hala kızı, dayı kızı, teyze kızı gibi ensest olgulara ise hiç girmek istemiyoruz.

 
Bakara (2) / 65
 

 
Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.
 


Açıkcası, bilmiyoruz, görmedik ya da duymadık... Cumartesi yasağını çiğnedi diye maymuna dönüşen kavimlerin olduğu bir dünya oldukça eksantrik olsa gerek. Tabi burada iki ihtimal var. Birincisi gerçekten Tanrı’nın 1500 yıl evvel böyle işlerle (!) uğraşıyor olduğu, kavimleri maymuna dönüştürdüğü, ancak günümüzde artık bu huyundan vazgeçtiği. İkincisi ve akla yatkın olanı ise, bu saçma hikâyelerin, tıpkı diğer benzer masallar gibi insanlar tarafından uydurulduğu ve insanların bunlara inandırılıp korkutuldukları.

 
Ahzab (33) / 37-38
 

 
Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir. Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah'ın yolu-yöntemi buydu.
 


Burada da Zeynep’in hüzünlü hikâyesini görüyoruz. Zeyd; Muhammed’in evlatlığıdır. Zeynep ise Zeyd’in nikâhlı karısıdır ve Muhammed’den 20 yaş küçüktür. O dönemin geleneklerinde (şu anda olduğu gibi) evlatlık ile gerçek evlat arasında bir ayrım yoktu. Dolayısıyla evlatlığın karısı ile evlenmek de hoş görülmüyordu. Ne var ki, tam da Muhammed Zeynep’e göz koyduğu sırada, İslamiyet’in 15. yılında bu töre aniden değişti. Hatta sadece törenin değiştiğini göstermek için (!) Zeynep Muhammed’e nikâhlandı. Yoksa Muhammed’in hiçbir art niyeti yoktu. Hem zaten Allah’ın farz kıldığı şeyde peygambere vebal yoktur. (!)

 
Bakara (2) / 282
 

 
Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun.
 


Açıklamaya gerek görmüyoruz.

 
Nisa (4) / 11
 

 
Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir.
 


Şahitlik konusundaki ayrımcılığın miras konusunda da karşımıza çıkmasına ek olarak, burada tarif edilen bölüşüm matematiksel olarak da imkânsızdır. Bunu düzeltmek için sonradan hesaplamalar uydurulmuştur.

 
Tevbe (9) / 28-29
 

 
Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.
 


Şimdi bu ardışık iki ayet, önemli iki noktaya güzel biçimde parmak basıyor. Birincisi diğer dinlere saygı konusu. Sanıyoruz ilk cümle yeterince açıklayıcı. Aynı cümleyi tersinden söylersek acaba Müslümanların hoşuna gider mi? ‘Allah'a inananlar ancak bir pislikten ibarettir’ dense mesela.

İkinci konu ise ‘İslam’ı din edinmeyenlerle cizye (haraç/vergi) verinceye kadar savaşın’ emri. Açık bir şiddet çağrısı, üstelik kendini savunma amacıyla da değil, sadece cizye için, yani sadece para için. Karşınızda barış dini İslam.


 
 
 

HULLE İSLAMDA VARMI





HZ MUHAMMET VE KADIN HAKLARI
ÖZELLİKLE BAYAN KARDEŞLERİMİZ OKUSUN
İSLAMI TÜRBANDA BIRAKMAYIP ÖZÜNÜ ANLASINLAR

















NASRANİ HIRİSTİYAN DEMEKTİR(İSEVİ)



BU AYETTE ALLAH HIRİSTİYAN ORDULARINI MAHVETMİŞTİR
PEKİ KİMİ KORUMUŞ
PUTPERESTLERİ
O ZAMAN MUHAMMET YENİ DOĞMUŞ VE İSLAMİYET GELMEMİŞTİ

ÜSTELİK KLİSEYE SIÇAN ARAP PUTPERESTLERİNİ KORUMAK İÇİN
ALLAHA TAPAN BİR İNSAN TOPLULUĞUNU MAHVETMİŞTİR
ÜSTELİK EBABİL KUŞLARI ALEVDEN TAŞLAR ATARAK
KIRKBİN FİLLİK DEVASA GÜCÜ YOK ETMİŞ

BİLİM FİLLERİN ARABİSTAN ÇÖLÜNDE HAREKET ETMESİNİN
İMKANSIZLIĞINI SÖYLER
FİLLERİN AYAKLARI VE AĞIRLIĞI ÇÖLDE HAREKET
ETMESİNE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR
KUŞLARIN ALEV TAŞLARI ATMASIDA BİLİMSEL OLMADIĞI GİBİ
BU OLAYLA İLGİLİ TARİHSEL BİR KAYITTA YOKTUR
NEREDEN BAKSAN TUTARSIZ OLAN BU ÖYKÜ OKUNURKEN
ELLERİMİZİ HAVAYA KALDIRIYORUZ
ALLAH
BÖYLE BİR TUTARSIZLIK AYETİ YAZMIŞ OLABİLİRMİ



PUTPERESTLERİ KORUYAN ALLAH MÜSLÜMANLARI KORUMAMIŞ
KABEYİDE KORUMAMIŞTIR TUTARSIZLIK KESİNDİR
EBABİLLERİN GÖÇ MEVSİMİYDİ HERALDE


Usame Bin Ladin öldürüldü... Cesedi ABD'nin elinde...


ABD Başkanı Barrack Obama son zamanlarda gerçekleştirilen istihbarat çalışmaları sonucunda Usame Bin Ladin'in yerinin nokta olarak belirlendiğini ve kendisinin talimatıyla gerçekleştirilen bir kara operasyonu sonucu ölü olarak ele geçirildiğini söyledi. Öte yandan Bin Ladin'in ölü olarak ele geçirildiğine dair ABD medyasında verilen haberlerde, FBI'ın Ladin'in DNA örneklerinin karşılaştırıldığı ve ölü olarak ele geçirilen kişinin Ladin olduğu belirtildi. Çok sayıda ABD vatandaşı haberi Beyaz Saray önünde çoşkuyla kutlamaya başladı.
06:40 | 02 Mayıs 2011
Usame Bin Ladin öldürüldü... Cesedi ABDnin elinde...
ABD Başkanı Barack Obama yaptığı açıklamada Usame Bin Ladin'in öldüğünü doğruladı.
Obama istihbarat çalışmalarının yıllardır sürdüğünü belirtti. Obama şunları söyledi:
"Operasyonda hiçbir ABD'linin burnu bile kanamadı. El Kaide pek çok ülkede sayısız Müslüman'ın da canına kıydı. Pakistan'ın içinde de gerekirse harekete geçeceğimizi söylemiştik. Pakistan'la ortak istihbarat çalışmaları Bin Ladin'in nerede olduğunu bulmamızda büyük faydaları oldu.
Bin Ladin'in öldürüldüğü bir günün kendileri için de tarihi olduğu konusunda hemfikirler. ABD'ler bu operasyonu gerçekleştirenlere teşekkür ediyorlar. 11 Eylül'den sonra her şeye rağmen yeniden inşa etmemiş olmamız, bizim açısından en büyük başarıdır." ABD Başkanı Obama  El Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin’in öldüğünü bildirdi.

 Bin Ladin’in cesedinin, ABD’li yetkililerin elinde olduğunu kaydetti.


Obama yaptığı basın toplantısında Obama'nın Pakistan'da olduğunun saptandığını ve bir birliğin operasyonla görevlendirildiğini söyledi. Obama, baskın düzenleyen timle Obama ve korumaları arasında çatışma çıktığını, çatışmada Usame Bin Ladin'in öldürüldüğünü belirtti. Çatışmada ABD askerlerinden yaralanan olmadığını da açıklamasına ekledi.
 

İmana 5 vakit kırbaçla gelecekler

İran'da Hıristiyan olduğu iddiasıyla iki kadın idam cezasını bekliyor. Kadınlar her ezan vakti kırbaçlanıyor, aşağılanıyor, az yemek ve su verilerek cezalandırılıyor.
Bir başka ülkede yaşasaydılar, din değiştirmiş olmalarıyla ilgilenen olmazdı. Ama onlar İranlı ve din değiştirmek büyük bir suç. Bu suçun cezası ise idam. İşte ölümü bekleyen iki kadın.

 


 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=